February 2012
1 post
January 2012
2 posts
Such a captive maiden, having plenty of time to think soon realizes that her tower, its height and architecture, are like her ego only incidental: that what really keeps her where she is is magic, anonymous and malignant, visited on her from outside and for no reason at all. Having no apparatus except gut fear and female cunning to examine this formless magic, to understand how it works, how to...
December 2011
2 posts
November 2011
1 post
October 2011
4 posts
Sosyal medya denilen şey gözlerimi kamaştırıyor, tahammül edemeyeceğimiz bir hızda ve güçte büyüyor, ama benim sorunum bireylere ne yaptığıyla. İnsan yaratısı çok fazla insanla tanışıyor bir anda, hemen görülüyor, geçiliyor. 1000 kişi gösteriyor yanındakine, herkes biliyor, sonra bırakıyor peşini. Üretime katkısı mükemmel, sanat her zamankinden hızlı gelişiyor, çünkü her an yeni bir şey yapılması...
June 2011
3 posts
pod people
Fonksiyonlar vardı; hayatımın bir döneminde gitar çalamamaktan daha ciddi bir sıkıntım yoktu, hayatımın bir döneminde ise “hayatımın bir döneminde master diye hayıflanmaktan başka sorunum yoktu” diyeceğimi sanıyorum. Sonra hem, ne kadar dertler büyür gibi görünse de, dert diye bir şey yok. Kendimizi kandırıyoruz, zira nereden aldığımızı hatırlamadığımız belli başlı görevler var onları yaparken...
April 2011
1 post
Çok severek ilgilendiğiniz ve muhtelif ortamlarda anlattığınız bir şey var. Ciddi bir yerde bu ilgilendiğiniz şeyin de içinde geçeceği bir şey konuşma fırsatı buldunuz. Bu şeyi çabucak anlatıp es geçiyorsunuz değil mi? Çünkü sanki o ortamda da aynı istekle anlatırsanız hep arkadaşlarınıza anlattığınız gibi, size “hava atıyor”, “pretentious little fuck”, “seni küçük...
March 2011
1 post
January 2011
1 post
- Yazmadığım doğrudur, yazmayı düşünmüyorum da. Derslerde elime aldığım kalem sadece manasız şeyler çizmeye yarıyor. Canavara dönüşen tramvayın öyküsünü yazdığımda sadece utanç duyuyordum, ama sanırım ne yazarsam yazayım utanacağım. Okuduğumda utanmadığım çok az şey var, o yüzden ortaya çıkarttıkları şeyleri çok beğenen insanlara temkin ve biraz gıpta ile bakıyorum, çünkü onların yazıp çizdiği...
November 2010
5 posts
Writing cannot tell anything these days, the thing that needs to be told is composed of a little, tiny, single sentence. Is a single sentenced thought worth writing? As I chewing that question, my mind gets conquered by tumult, and I turn that little, tiny, pure, naïve thing into a colossal suffering which cannot be unveiled by a thousand sentences. Everything could stay the same, everything could...
You know, you’re probably mad at something…
Because everybody...
October 2010
4 posts
Anonymous asked: ismin utku yıldırım mı
Aslına bakarsanız, sanatla, edebiyatla, sinemayla, son derece rafine zevklerle, yaratıcı küçük kitsch-to-be’lerle, olağanüstü şekilde farklı ev dekorasyonuyla, ve edgy/retro olabileceğine inandığınız giyiminizle ilgilenebilmenizin tek bir yolu vardı ve siz o yolun tam ortasına doğuruldunuz. Dramayı bırakıp sevinin o yüzden.
Or you probably need a holiday in Cambodia.
Anonymous asked: ne güzel sayfaların varmış senin yukarıda öyle =)
Anonymous asked: sonunu dusunen kahraman olamaz deniyor bazi cevrelerce. bunu dogru kabul edersek sence superkahraman olabilir mi?
saygilarimla,
opucukler
saygilarimla,
opucukler
September 2010
7 posts
Anlatmaya gönlüm olmayan şeyleri sıkıştırıp, inceltip, anlaşılmayacak hale getirip kalemi elime alıyorum, durmadan yazıyorum da yazıyorum. Hiçbir şeye benzemiyorlar, şu kadarcık bile bir şeye benzemiyorlar, yemin ediyorum. Çoğu mektup gibi zaten, kim olduğu, ne olduğu belirsiz bir şeye yazılmış sayıklamalar. Okurken gözlerimi kapatmak zorunda kalıyorum bazen. Bir şeyden gerçekten utanırsam eğer,...
Anonymous asked: neden bir türkçe, bir ingilizce yazıyorsun? tavır veua kötü göstermek için değil ciddi bi soru bu.
I mean, they say you die twice. One time when you stop breathing and a second...
August 2010
7 posts
Tumblogumun yeni bir adı ve teması bulunuyor. Her postun üzerine gelince çıkan tarihe tıklayarak tam posta ulaşabiliyorsunuz. Çok güzel değil mi yalnız?
Alev Terbiyecisi
Gözlerimin önünden alevler geçiyor. Yeşil, sıralanmış geçiyorlar, neden geçiyorlar veya neden yeşiller herhangi bir fikrim yok. Yine de beni kendilerine çeken garip bir albenileri var alevlerin, tutmak için uzanıyorum, soğuk gibiler, mantık diyor ki, alevler soğuk olmaz. Aklıma televizyondaki diziler geliyor, kuru buzlar, şarkıcının arkasında durduğu, aralarından gözleri görünen bardaklardan çıkan...
Lovecraft gibi yazıyormuşum →
Bir sürü yazı yapıştırdım, hep de lovecraft çıktım. Bildiğin mutluyum bebeğim şu an.
July 2010
5 posts
en çok da deli gibi aşık olunmayı, bunun verdiği saf, kabuksuz ve düşüncesiz gücü, her şeye muktedir o umursamaz ruh halini, bilinçsiz kötücüllüğü özledim herhalde.
“çoklarından düşüyor da bunca
görmüyor gelip geçenler.
eğilip alıyorum
solgun bir gül oluyor dokununca.”
June 2010
4 posts
166
Telefon iki üç çalıştan sonra açıldı, ses tanıdıktı, bir süre dinledi, sonra telefonu kapattı. Dolaba koşar adım yürüdü, iki buz aldı ve ensesinden aşağı attı. Rahatlayınca telefonu bir kez daha aldı eline, tanıdık ses, dinleme. Kapatıp banyoya koştu, yüzüne su çarptı. Üçüncü kez, telefon, ses, bu sefer kapattıktan sonra kustu. Ses tanıdıktı, ses biliyordu kimin aradığını ve durmadan...
Ne aklıma geldi bak, kültürlü insan küstah olmak zorunda değil. Olmayan insanlar da var etrafta. Onları çok seviyorum, kendilerine saygı duyuyorum. Ama şu temelsiz tekebbürleri yok mu alternatif-indie (“so-called” iyi gider buraya) kültür sahiplerinin, hepsinin kibirlerini alıp, semalara yükselmiş küçük götlerine sokmak istiyorum.
Merhaba, ben Utku ve ben sinirli (küfürbaz) bir...
Kapının önünden geçen eskici “risk alıyom” diye bağırıyordu. Kulaklarımla duydum be, niye inanmıyosunuz?
Men profit in many more subtle ways from the otherness, the alterity of woman....
– Simone de Beauvoir, The Second Sex
May 2010
10 posts
Bahartesi
Bir baharı daha bitiriyoruz. Mutlu olmaya çalıştım bu bahar, insanların istedikleri daha yararlıydı, kendi üretkenliğim ve ilhamımın önüne koydum onların öneri ve isteklerini, koymaya çalıştım. Çok güzel şeyler inşa etmek istedim. Çoğuna başlamadım, çoğuna cesaret bile edemedim.
Yine de ben çok geçerli bir şeyin farkındayım. Kimse bir insanı olduğu gibi kabul etmiyor. Hiçbir yere ve hangi...
Yazmıyorum.
Burada namuslu insanlar arasında sakin, ölümü bekleyeceğim.
En nihayetinde hepimiz haritada birer noktayız.