Your Daily Dose of Superhero
That's vaguely how my brain works.

I am always happy with responding questions with no real care (or answer).

→ Secret Identity
→ SCS
→ The Old Ways
→ Last.fm
→ Twitter

→ Ask
→ Nedir?
pod people

Fonksiyonlar vardı; hayatımın bir döneminde gitar çalamamaktan daha ciddi bir sıkıntım yoktu, hayatımın bir döneminde ise “hayatımın bir döneminde master diye hayıflanmaktan başka sorunum yoktu” diyeceğimi sanıyorum. Sonra hem, ne kadar dertler büyür gibi görünse de, dert diye bir şey yok. Kendimizi kandırıyoruz, zira nereden aldığımızı hatırlamadığımız belli başlı görevler var onları yaparken şarkılar dinliyoruz.

Müzik de hayatımda bir yer tutmuyor. Konuşmanın biraz güzeli müzik. Ağzıyla güzel müzik yapabilecekse biri yapsın, enstrüman dediğin oraktan çapadan hallice. Şimdi bu yazıyı bir müzik tavsiyesi yazısı yapabilirdim aslında, last.fm’de yazdıklarımız gibi, birkaç sene önceye kadar. Ama gerek yok çünkü müzik sana bana göre bir şey değil, müzik olmayan bir hayata uygun. Ne burada ne New York’ta ne Karakas’ta o hayat, burada değil, kendimizi kandırıyoruz. Buranın bir müziği yok, duyulanlar alakalı alakasız yansımalar.

Yine kafamda aforizmalar döndü, dönmese iyiydi, ilham diye bir şeyler vardı eskiden, yazı yazmadan önce ilham gelirdi. Gelen iki üç tane güzel fikir, zaten yazma aşamasında hepsini unutuyorsun. Şu an kullandığım klavye f, yavaş yavaş yazıyorum ve fikirlerin yedide altısı çoktan uçup gitti. Komik ama içten anlaşılması güç tamlamalar yapmak istesem hemen birkaç tane yaparım ama, siyahkahve falan gibi sitelerde yayınlanası bir yazı olur. “Tartışmasız kırmızılık” “öfkeli bir rüzgar” “elma gibi, sert ama D vitaminli bir tamlama” elmada D vitamini olup olmadığına bakabilirdim hemen, ama Google varken artık hiçbir değeri yok. Düşünsenize 1950 yılında Rus yazar Soljenitsin  (yine yazımına bakabilirdim bir yerden, bakmıyorum) elmayla alakalı bir şey yazsa 1920de yazılmış yetersiz bir ansiklopediden bakmak zorundaydı. Tamlama da tamlayana göre değişir. Kontekst önemli. Kaldı ki tamlamak bile matematiksel bir şey, tümevarım.

Az önce çok kullanılan başka bir blog tekniği kullandım, orada olması hiçbir şey ifade etmeyen ve nispeten ezene duran şekilli bir kelimeyle bitirdim paragrafı. Bu yazıyı tipik bir blog yazısı olmaktan kurtaran tek bir şey var artık; bu uzun ve kalitesiz paragraflardan sonra yazıyı kısa bir cümleyle bitirmek. Bunu yapmamak için direnmeyeceğim bile, hatta italik yapıp İngilizce yazacağım o cümleyi.

because i’m your perfectly ordinary douchebag.

  3:23 am  |   June 18 2011  

Back   |   Next
twentyten by Justin Waggoner